9 Ağustos 2011 Salı

Bahreyn, Yemen ve diğer İslam ülkelerinde yaşanan gelişmeler mezhepler arası bir çatışmaya dönüşmemelidir

olaylar, tüm Müslümanların üzerinde önemle düşünmesi gereken olağanüstü gelişmelerdir. Anti demokratik yönetimlerin baskısı altında ezilen, gelir dağılımındaki eşitsizlik nedeniyle fakirlik ve yokluk içinde yaşayan, dinlerini özgürce yaşaması engellenen Müslümanlar, onlarca yıldır süregelen baskılara karşı tepkilerini ortaya koymuş, Tunus ve Mısır'da yönetim değişikliğine vesile olmuşlardır. Müslümanların üzerindeki baskıların kalkması ve demokratikleşme yolunda gelişmeler olması elbette sevindiricidir. Ancak bunlar ümit edilen huzurun, güvenin ve refahın gelmesi için yeterli değildir. Pek çok İslam ülkesinde onlarca yıldır devam eden zulmün yerini gerçek özgürlüğe, barışa ve güvene bırakabilmesi için mutlaka Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve Peygamberimiz (sav)'in gösterdiği yolun izlenmesi şarttır.
Peygamberimiz (sav) birbirini takip eden olaylar yaşanacağını haber vermiştir
Peygamberimiz (sav), ahir zamanda yaşanacak olayları kapsamlı şekilde anlatarak, ümmetini bu önemli döneme karşı uyarmış ve hazırlamıştır. Bu dönemde yaşanacak olayların hepsini bir bir haber veren Resulullah (sav), bu olaylarla karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini de Müslümanlara bildirmiştir.

Cübbeli Ahmet'in Arifan Dergisindeki Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi iddiasına cevap PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN AHİR ZAMANLA İLGİLİ HABER VERDİĞİ OLAYLARIN HEPSİ GERÇEKLEŞMİŞTİR

Allah Peygamberimiz (sav)'e çok sayıda mucize lütfetmiş, bu mucizeleri bir çok insanın imanının güçlenmesine vesile kılmıştır. Tüm Müslümanlar için bu mucizeler, şevkle ve coşkuyla anlatılması gereken birer güzellik ve nimettir.
Peygamberimiz (sav)'in yaşadığı süre içinde Allah'ın lütfuyla gösterdiği mucizelerin yanı sıra, vefatının ardından da gerçekleşen mucizeleri  vardır. Bunlar Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e vahiyle bildirdiği gayb haberleridir ve bunların büyük bir kısmı ahir zamana dair haberlerdir. Allah, Peygamberimiz (sav)'e adeta bir tablo gibi ahir zamanda olacak olayları teker teker göstermiş, hangi olayın ardından nasıl gelişmeler olacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların ahir zamanda olduklarını anlayıp bilmeleri için hayret uyandıracak şekilde detaylı olarak tüm olayları sahabeye anlatmıştır.Bu alametlerin gerçekleştiğini gördüğümüzde, Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiğini anlamamızı istemiştir. 1400 yıldır tüm İslam alemi Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği bu alametlerin gerçekleşmesini heyecanla gözlemiş, her devirde Hz. Mehdi (as)'ı şevkle beklemiştir.
İslam aleminin 1400 yıldır beklediği bu alametler Hicri 1400'e girilmesiyle birlikte, adeta bir tespihte dizili tanelerin ardı ardına gelmesi gibi, tam Resulullah (sav)'in tarif ettiği şekilde birbirini takiben gerçekleşmeye başlamıştır. Şüphesiz bu çok heyecan verici, hayranlık uyandırıcı güzel bir gelişmedir. Peygamberimiz (sav)'in mucizelerin gerçekleştiğini görmek, Allah'ın tüm peygamberlerin suhuflarında bildirdiği mübarek bir kul olan Hz. Mehdi (as) döneminde olmak, Allah'ın izniyle Hz. İsa (as)'ın inişine ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim oluşuna şahitlik edecek olmak Allah'ın bu devrin Müslümanlarına lütfettiği çok büyük, çok değerli, çok kıymetli bir nimettir.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Cübbeli Ahmet'in Arifan Dergisindeki yanılgısına cevap 2 PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ HABER VERDİĞİ BAZI OLAYLAR, HZ. MEHDİ (AS)'IN HURUCU SIRASINDA VE SONRASINDA GERÇEKLEŞECEKTİR

Tüm sahih hadis kitaplarında ve Ehli Sünnet kaynaklarında anlatıldığı, bütün İslam alimlerinin bildiği, konuyla ilgili hadisleri okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği üzere, ahir zamanla ilgili hadisler sadece bir dönemi anlatmaz. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı öncesinde gelişecek olaylardan başlamak üzere, Hz. Mehdi (as)'ın hayatı, cemaati, cemaatinden çıkacak münafıklar, bu münafıkların saldırıları, Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele edecek İstanbul'dan çıkan bir yobaz, bu yobazın özellikleri, deccaliyet, süfyaniyet, Hz. Mehdi (as)'ın karşılaşacağı zorluklar, ilmi mücadelesi, bu mücadelesi sonrasında İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, İslam ahlakının hakimiyeti döneminde yaşanacak asrı saadet benzeri muhteşem dönem gibi uzun bir süreç kapsamlı olarak anlatılır. Bu süreç Hicri 1400 itibariyle başlamıştır, bugüne kadar Peygamberimiz (sav)'in anlattığı yüzlerce olay gerçekleşmiştir, bundan sonra da inşaAllah diğer tüm anlattıkları birer birer gerçekleşecektir.
Dolayısıyla Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)'ın hurucu öncesi gelişmeleri anlattığı gibi hurucu sırasında ve sonrasında yaşanacak olayları da anlatmıştır. Buna göre, Hz. Mehdi (as) asla Mehdilik iddiasında olmayacak ancak insanların ısrarları ve zorlamalarıyla, Müslümanların içinde bulundukları durumdan kurtulmaları için, onların manevi liderliğini üstlenecektir.
 

Sayın Adnan Oktar Hz. Mehdi (a.s.)'ın Yüce Allah'ın Seçtiği Manevi Bir Lider Olacağını Anlatıyor

Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında Müslümanların bir liderinin olmasının neden çok önemli olduğunu ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın tüm İslam alemi için adaletli ve güvenilir, manevi bir lider olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerinden örnekler vererek açıklamıştır.
Yüce Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ı Zatı’nın seçeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘e bildirmiştir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz de bunun üzerine Hz. Mehdi (a.s.) için “Halifetullah”tır, (Allah’ın seçtiği lider) buyurmuştur. Müslümanların manevi lideri olan Hz. Mehdi (a.s.) nefsani bir arzu ile lider olmayı istemeyecektir. Allah’ın ilhamıyla hareket ederek bu,  ağır ve zorluklarla dolu görevi doğal olarak üstlenecektir.
Ebu Said, Abdurrahman b. Semüre (r.a.) den: Günün birinde Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bana hitaben şöyle buyurdu: 
“Ey Abdurrahman, memuriyet isteme; çünkü KENDİN İSTEMEDEN MEMURİYETE TAYİN OLUNURSAN ALLAH’TAN YARDIM GÖRÜRSÜN.
Eğer kendi arzunla tayin olunursan o vazife ile başbaşa bırakılırsın.”  (Buhari ve Müslim’den Riyazü-s-Salihin, 2/89) 

Evrimin çıkmazlarından evrende var olan bilgi

Evrende, hangi sistemi veya hangi canlıyı inceleseniz, kusursuz bir tasarım ve muhteşem bir sanat ve planla karşılaşırsınız. Hücrenin çekirdeğinde yer alan DNA'dan, Güneş Sistemi'nde yer alan gezegenlerin dizilimine kadar herşeyde muazzam bir organizasyon ve hesap vardır. Her varlığın ve her sistemin çok üstün bir Akıl ve çok büyük bir bilgi ile var edildiği son derece açıktır. Bu ise, herşeyin rastlantılar sonucunda oluştuğunu ve sadece maddeden ibaret olduğunu iddia eden evrim teorisini ve materyalizmi açıkça çökerten bir gerçektir. Evrim teorisi ve materyalizm bu kusursuz düzen ve tasarımı rastlantılarla açıklayamazken, açıklayamadığı önemli bir konu da evrende var olan bilgidir.

Canlılığın yapıtaşı olan hücreyi ele alalım. Hücre gibi büyük çapta organize hareket gösteren, yüksek ve karmaşık yapılı bir sistemi tarif edilmek için çok fazla bilgiye ihtiyacı vardır. Bu açıklamayı şöyle bir örnekle daha anlaşılır hale getirebiliriz. Bilindiği gibi, her canlı hücresinde, o canlı ile ilgili tüm bilgilerin bulunduğu DNA olarak adlandırılan bir bilgi bankası bulunmaktadır. Yüksek organizmaların sahip oldukları bilgi, yaklaşık bir milyar bit'tir ve bu da bin ciltlik küçük bir kütüphanedeki harflerin dizilişine denktir. Benzer şekilde, insan beynindeki bilgi içeriği bitlerle ifade edildiğinde 1014 bit'tirki, bu da 20 milyon ciltlik ansiklopediyi doldurur.Peki bu milyonlarca ciltlik ansiklopediyi dolduracak kadar büyük miktardaki bilginin kaynağı nedir? Evrim teorisi hayatın basit bir formdan evrimleştiğini iddia eder, ancak öncelikle cevaplaması gereken hayatın bilgisinin nasıl meydana geldiğidir? Ama evrim teorisi bu soruya kesinlikle tutarlı bir cevap verememektedir.

Hz. Mehdi (a.s.)'a Yobazların Gösterdiği Tepkinin Nedeni Hz. Mehdi (a.s.)'ın İslam'ın Sevgi ve Özgürlük Dolu Anlayışını Savunmasıdır

Ahir zamanın kutlu şahsı Hz. Mehdi  (a.s.)’ın çeşitli     hurafeler, batıl inanç ve uygulamalara sahip olan yobaz çevrelerle de zorlu bir mücadelesinin olacağı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşılmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.) yobaz çevrelerin tüm tepkilerine rağmen sevgi ve şefkat anlayışıyla insanların hidayetine vesile olacak, aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek, Hz. İsa (a.s.) ile buluşacak, Allah’ın izniyle hak din olan İslam ahlakını yeryüzüne yerleşik kılacaktır.

5 Ağustos 2011 Cuma

Sayın Adnan Oktar'ın İsrail Heyetiyle birlikte gerçekleştirdiği 12 Mayıs 2011 tarihli basın toplantısından fotoğraflar

''Müslüman Yaratılışçılar Darwin Aleyhinde Fransa Turunda'' İngiltere - Reuters - 16 Mayıs 2011

Dünyaca tanınmış İngiliz haber ajansı Reuters, 16 Mayıs 2011 tarihinde, Paris bürosundan din editörü Tom Heneghan'ın "Müslüman Yaratılışçılar Darwin Aleyhinde Fransa Turunda" başlıklı bir yazısına yer verdi. Haberde, Sayın Adnan Oktar'ın Fransa'da Darwinizmi çürüten çalışmaları ve bunun bir devamı olarak Fransa konferanslar dizisi konu alındı. Fransa'da Darwinistlerin yaşadığı paniğe de işaret edilen haberden önde çıkan satırlar şöyle oldu:
Fransa’yı ilk kez korkuttuktan dört sene sonra, Müslüman yaratılışçılar evrim aleyhtarı konuşmalar yapmak ve Kuran’ın modern bilimsel buluşları önceden bildirdiğini duyurmak için tekrar ülkeyi dolaşıyorlar... İslami yazar Harun Yahya’nın takipçileri hafta sonu Paris’teki İslami merkezlerde dört ayrı konferans verdiler ve başka şehirlerde altı konferans daha vermeyi planlıyorlar...
Müslüman dünyasındaki en önemli yayıncılardan biri olan Harun Yahya, Ocak 2007 senesinde seküler Fransa’yı, "Yaratılış Atlası" isimli eserini ülkenin dört bir yanındaki okullara ve kütüphanelere ulaştırmasıyla korkutmuştu.

Sayın Adnan Oktar'ın Bediüzzaman Said Nursi Sergisindeki fotoğrafları

Fransa Yaratılış Gerçeği ile bir kez daha buluştu : 7 şehirde 12 konferans

13-21 Mayıs 2011 tarihleri arasında Fransa'nın 7 büyük şehrinde gerçekleştirilen "Harun Yahya Konferansları Serisi" Fransız halkının yanı sıra Fransa'da yaşayan Türklerin ve Magriplilerin de büyük ilgisiyle karşılaştı.
Konferanslar sırasında "Evrim Teorisinin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği", "İslam: Barış Dini" ve "Kuran Mucizeleri" sunumları gerçekleştirildi.
"Evrim Teorisinin Çöküşü ve Yaratılış Gerçeği" konulu sunumun ardından gerçekleştirilen "Soru-Cevap" bölümleri Fransa'da evrim teorisine inananların sayısının ne kadar az olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koydu.
Evrim teorisinin geçersizliğini ispat eden milyonlarca yıllık fosil örneklerinin ve konuyla ilgili afişlerin yer aldığı fosil sergileri de izleyicilerin çok büyük ilgisiyle karşılaştı.
13 Mayıs 2011 - Paris, Collège Lycée Réussite Konferansı

3 Ağustos 2011 Çarşamba

BAV Bahar Yemeği - 1 Haziran 2011


Le Monde Fransa'nın 7 Şehrinde Gerçekleştirilen Harun Yahya Konferanslarına Geniş Yer Verdi

 
Fransa’nın en yüksek tirajlı günlük gazetelerinden Le Monde, 2011 yılının Ocak ayından bu yana Fransa’da gerçekleşen Harun Yahya konferansları hakkında uzun bir makaleye yer verdi. Makalede Mayıs ayında gerçekleştirilen 12 konferansta, Darwinizmin bilim karşısındaki büyük yenilgisinin anlatıldığı ve katılan kişilere ücretsiz kitapların dağıtıldı vurgulandı. Yazıyı kaleme alan Stéphanie le Bars, Harun Yahya temsilcisinin konferansta söylediği "Tüm Darwinistlerin terörist olmadığı, ama tüm teröristlerin Darwinist olduğu" şeklindeki sözlerine de dikkat çekti.
 
Söz konusu haberde ayrıca Sayın Adnan Oktar'ın 2007 yılında binlerce Yaratılış Atlası’nı Fransız eğitim kurumlarına gönderdiği, 2011 yılının Ocak ayında da Fransa'da 8 büyük konferans verdiği anlatıldı. Konferansı sonuna kadar dinleyen Le Bars, dinleyicilerle yaptığı bir söyleşiyi ise şu sözlerle aktardı:
Maroua isimli siyah uzun elbiseli bir izleyici bayan, eskiden kendine hep dinozorlar veya insanın kökeni hakkında sorular sorduğunu itiraf ediyor. Diyor ki : "Okulda herşeye karşı gelmek mümkün değil. İnsanın maymundan geldiğini öğreniyoruz. Evde ve Kuran’da, Adem ve Havva'dan geldiğimizi ve Allah’ın her canlıyı yarattığını öğreniyoruz. Bu nedenle konferansta yapılan açıklamaları çok mantıklı buldum."

Time Dergisi: Fransa'da Evrime Karşı Müslüman Atak

Dünyanın çapında 4 milyon tiraj ile en çok okunan haftalık haber ve politika dergilerinden Time, 2 Haziran 2011 tarihli internet sitesinde Fransa'daki Harun Yahya konferanslarını konu alan bir habere yer verdi. Dergi, Stéphanie le Bars'ın Le Monde gazetesinde kaleme aldığı yazıyı ana sayfasından "Fransa’da Evrime Karşı Müslüman Bir Atak" başlığı ile İngilizce olarak yayınladı. Fransa'daki Harun Yahya konferanslarını yeni bir kampanya olarak tanıtan ve yazarın evrim teorisini ispat eden tek bir ara geçiş formu fosili getirene 7 milyon dolar vereceğini bildiren haberdeöne çıkan bazı satırlar şöyle oldu:
... Müstear ismi Harun Yahya olan Adnan Oktar [konferanslara] hiçbir zaman şahsen gelmiyor; ya video aracılığıyla ya da ücretsiz olarak dağıttıkları güzel broşürlerle donanmış olan şevkli temsilcileriyle kendini gösteriyor. 2007 yılında Fransız okullarına binlerce Yaratılış Atlası yolladığında Fransa’da herkese kendini tanıttı. Çalışmaları türlerin evrimi teorisinin yanlışlıklarını ve [Darwinist] diktatörlüğübilimsel olarak ortaya koymayı amaçlıyor.
... Yahya’nın temsilcisi Ali Sadun Engin Fransız camisindeki genç bayanı ikna etmiş gözüküyor. Genç kız, “Açıklamalarını mantıklı buluyorum” diyor... Engin Hitler ve 11 Eylül'ü "Tüm Darwinistler terörist değil, ama tüm teröristler Darwinist" sözlerini açıklamak üzere anıyor...
 

2 Ağustos 2011 Salı

Hz. Mehdi (as) devrinde Yüce Allah bilim ve teknolojide müthiş bir gelişme yarattıHz. Mehdi (as) devrinde Yüce Allah bilim ve teknolojide müthiş bir gelişme yarattı

Ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi öncesindeki alametleri hadislerinde çok detaylı açıklayan Peygamberimiz (s.a.v.), bu mübarek zatların zuhuruyla birlikte yaşanacak güzellikleri de kapsamlı olarak tarif etmiştir. Bu güzelliklerden biri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur ettiği ve faaliyetlerine başladığı dönemde Allah’ın bilim ve teknolojide büyük bir gelişme yaratacak olmasıdır. Bu teknolojik gelişmeler inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’ın dünyanın her yerindeki insanlara ulaşmasına,  İslam dinini ve Kuran ahlakını tebliğ etmesine vesile olacaktır.

Mehdiyet, dünyanın dönmesi gibi Yüce Allah'ın emrettiği bir kanundur


Kutsal kitaplarda işaret edildiği, tüm sahih hadis kitaplarında ve Ehl-i Sünnet kaynaklarında anlatıldığı, bütün İslam alimlerinin bildiği, konuyla ilgili hadisleri okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği üzere, ahir zamanda Yüce Allah Hz. Mehdi(a.s.)’ı gönderecektir. Bu değerli zat, Allah’ın izniyle ilmi mücadelesi sonrasında İslam ahlakının dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır. İslam ahlakının hakimiyeti döneminde Asr-ı Saadet benzeri muhteşem bir dönem yaşanacaktır. Hz. Mehdi(a.s.)’ın ortaya çıkışı, Yüce Allah’ın dünyanın dönmesi gibi kesin olarak emrettiği kanunlardan biridir.
  • Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru Tevrat ve İncil’de nasıl geçer?
  • Büyük İslam alimleri  Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı Kuran ayetlerini nasıl şerh etmişlerdir?
  • Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru nasıl anlatılmaktadır?

Hz. Mehdi (A.S) Kimsenin Tanıyıp anlamayacağı Bir Ruh Değil, Peygamberimiz (S.A.V)'in Haber Verdiği Yüzlerce Alametin Üzerinde Tecelli Ettiği Mübarek Bir Şahıstır

Mehdiyet konusu her dönemde İslam tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çok sayıdaki hadisinde, ismiyle, vasıflarıyla, yardımcılarıyla, devrinin özellikleriyle ve yapacağı icraatlarla ayrıntılı olarak tarif edilen Hazreti Mehdi (a.s.)’ın geleceğine çeşitli Kuran ayetlerinde de işari manada müjde vardır. Pek çok İslam alimi, tarihçi ve araştırmacı  Hz. Mehdi (a.s) hakkında eserler kaleme almış ya da eserlerinde Mehdiyet konusuna önemli bir yer ayırmıştır. Bu eserler incelendiğinde, Hz. Mehdi (a.s)’ın bir şahıs olduğu  her akıl ve vicdan sahibiMüslüman tarafından rahatlıkla anlaşılacaktır. Bu konu tartışmaya yer bırakmayacak derecede kesinlik göstermektedir.
• Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s)’ın bir ruh  olmadığını bir şahıs olduğunu nasıl açıklamıştır?
• Hz. Mehdi (a.s)’ın hemen tanınmasına vesile olacak alametler nelerdir?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde ve İmam Rabbani, Celaleddin Suyuti, Bediüzzaman Said Nursi gibi büyük İslam alimlerinin açıklamalarında Hz. Mehdi (a.s.)’ın fiziksel ve ahlaki olarak sahip olduğu tüm özellikler, hangi ortamda çıkacağı, çıkışının alametlerinin neler olduğu, kendisine nasıl biat edileceği çok detaylı olarak tarif edilmiştir. Mehdiyeti anlatan hadislerin hepsinde Hz. Mehdi (a.s.) bir zat, bir şahıs, Allah’ın üstün ilimler lütfettiği bir beşer olarak bildirilmiştir. Tek bir hadiste dahi Hz. Mehdi (a.s.)’ın ruh şeklinde geleceği söylenmemiştir. Bu yönde bir ima, bir işari mana dahi yoktur.

Allah barışı sever. Barış, en güzel Hz. Mehdi (a.s.)'ın şahsında tecelli edecektir

Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’de İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını İslam’ın hakim olmasıyla dünyaya barış, adalet ve sevginin geleceğini bildirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de hadislerinde, bu büyük olayın ahir zamanda gerçekleşeceğini müjdelemiştir. Bu kutlu dönemde dünyanın her yerinde etnik ve siyasi sorunlar, iç savaşlar, çatışmalar, derin anlaşmazlıklar ve ihtilaflar son bulacaktır. Hadislerde ve İslam alimlerinin sözlerinde bildirildiğine göre İslam ahlakının dünyaya hakim olmasına ve barışa vesile olacak mübarek kişi ise, Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkışıyla, Allah’ın izniyle, yeryüzündeki tüm zulüm ve haksızlıklar sona erecek; dünyaya adalet, barış, sevgi, huzur ve güven hakim olacaktır.

Darwinist dergiler neden birer birer yayınlarına son veriyorlar?

Ülkemizde Darwinist yayınlar birer birer yayınlarına son vermeye başladılar. Büyük bir yaygara ile yayına başlayan söz konusu dergiler, şimdi sessiz sedasız geri çekiliyorlar. Bu durum dünyada da aynı şekilde yaşanıyor. Darwinist diktatörlük tarafından tüm finans kaynakları kendilerine aktarılsa da, her türlü maddi altyapı kendilerine sağlansa da yayına devam edemiyorlar. Çünkü sorun maddiyat değil, sorun artık güç ve inançlarının kalmamış olması.
Darwinizm’in geçersizliğini ispat eden bilimsel deliller Darwinizm propagandacılarının bütün emellerini bir anda altüst etti. Önce bütün dünyaya Yaratılış Atlası ile fosiller sunuldu. Bunlar, dünya üzerinde Yaratılışın bir gerçek, evrimin ise sahtekarlık olduğunu kanıtlayan 300 milyondan fazla fosilden sadece bir kısmı idi. Ancak bu kadar miktar bile bütün dünyanın alarma geçmesine, Darwinizm’in kalesi olan ülkelerin şoka girmesine ve evrimin ayaklar altına alınmasına yetti. Bu delillerin ardından hayatın başlangıcı konusunda önemli bir gerçek insanlara haber verildi. Tüm dünyada insanlar şu gerçeği öğrendiler:

Allah tüm evreni ve içindeki sistemleri aynı anda kontrolü altında tutar

Yüce Allah evrenitek bir noktadan büyük bir patlama ile yaratmıştır.

Bütün patlamalar var olan düzeni bozarken Big Bang adı verilen bu patlama ile evrende sıfır hacimden yani yokluktan muazzam bir düzenle 300 milyar galaksi oluştu.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi bu 300 milyar galaksiden sadece biridir. Samanyolu galaksisinde 250 milyar yıldız vardır. Güneş bu 250 milyar yıldızdan biridir.

Görünür evrendeki Güneş gibi yıldızların sayısı 1024 tür1024, milyar kere milyar kere milyondan bile daha büyük olan, muazzam bir rakamdır.Allah dünyayı uçsuz bucaksız evren içinde bir yaşam yeri olarak yaratmıştır. Sonsuzluk içinde yok denecek kadar az yer kaplayan bir dünyada yaşıyoruz. Aslında sadece Dünyamız değil, galaksimiz bile evren içinde son derece ufak bir yer kaplamaktadır. Bu durumda evrenin muhteşem büyüklüğü içinde kendinizin ne kadar yer kapladığını bir düşünün.

Bu 1024tane yıldızın her birindeki tek bir toz tanesi dahi Allah'ın her an kontrolündedir. Her bir gezegenin, 1024tane yıldızdan herbirinin, 300 milyar galaksiden herbirininhareketi, dönüş hızı, sıcaklıkları, uzaklıkları Allah'ın Katında belirlenmiştir ve her an yaratılmaktadır. Allah, insanın haberi dahi olmadan yeryüzündeki sayısız dengeyi her an her saniye korur. Uzay boşluğundaki kusursuz denge korunurken, birkaç saniye içinde vücudun her milimetre karesinde olağanüstü komplekslikte ve mükemmellikte, aynı zamanda hayranlık uyandırıcı bir hızda çeşitli işlemler gerçekleşir. Örneğin;

Müminler nelere dua ederler?

Allah’ın dünyada da ahirette iyilik vermesi için: 
"Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik, ve bizi ateşin azabından koru" der. " (Bakara Suresi, 201) 
Maruf Ne Demektir?

İyilik, ihsan. Güzel gelenek. İslam ahlakında uygun görülen, yönlendirilen ve istenilen biçim.

Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?

Hikmetli Konuşmak
Hikmetli konuşmak, bir insanın olabilecek en doğru, en faydalı ve en yerinde konuşmayı yapabilmesidir. Ancak hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur ve kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla ya da teknik bilgisiyle herhangi bir bağlantısı yoktur. 
Hikmet sahibi bir kimse konuşmalarında kendisini karşı tarafa beğendirme amacı taşımaz. Kendisine nutku verip konuşturacak olanın Allah olduğunu bilerek Allah'a sığınır ve sadece O'nun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi konuşurken de insanların değil Allah'ın huzurunda bulunduğunu ve konuşmasının ancak O'nun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allah'a dua eder. Bu samimiyete karşılık, vicdanı insana söylenmesi gereken en güzel sözleri ilham eder. Bir ayette hikmetli konuşmanın önemi şöyle bildirilmiştir: 
"Kime dilerse hikmet ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir… " (Bakara Suresi, 269) 
İbadette Kararlı Olmak 
"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? " (Meryem Suresi, 65) 

Dünyadaki Sırlar, Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Ortaya Çıkacaktır

Asr-ı Saadet döneminden bu yana İslam   aleminde iman eden insanların asırlardır özlemini duydukları  Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde belirtildiği gibi içerisinde bulunduğumuz yüzyılda, -Hicri 1400’lerde– Allah’ın izniyle zuhur etmiştir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiği zaman hemen tanınmayacak uzun bir gaybet (insanların arasında olmadığı, tanınıp bilinmediği, hapis, sürgün, iftira, işkence ve zulüm gördüğü) döneminin ardından Yüce Allah’ın  kendisi için belirlediği zaman geldiğinde insanlar tarafından bilinip tanınacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) peygamberlerden günümüze gelmiş olan çeşitli nişanelerle zuhur edecektir. Nişaneler bu kutlu şahsın tanınmasına vesile olacak işaretlerden biridir. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s.) görevinin başına geldiği zaman teknolojiyi akılcı yöntemlerle kullandırarak dünyadaki pek çok tarihi eserin sırlarının ortaya çıkmasına da vesile olacaktır.
  • Peygamberlere ait bu nişaneler nelerdir? 
  • Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında bu konuyu nasıl anlatmıştır?

Teröre Karşı Kesin Çözüm; ANTİ-KOMÜNİST İLMİ Çalışma Yapılmasıdır

Bugün yeryüzünde en büyük fitne kaynağı materyalizm ve materyalizmden türeyen çeşitli ideoloji ve akımlardır. Tüm bu akımların hepsinin sözde bilimsel çıkış ve dayanak noktası ise Darwinizmdir. Darwinizm, komünizm, materyalizm, şiddet ve terör birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür. İnsanları isyana, kavgaya, başıbozukluğa, sevgisizliğe, bencilliğe ve ahlaksızlığa yönelten Darwinizm yok edilmeden terörün önlenmesi, insanlar arasında dostluk ve kardeşliğin tesis edilmesi mümkün değildir. İnsanı insan yapan değerlerden uzaklaştırılan, hayatın mücadeleden ibaret olduğu yönündeki Darwinist yalanlarla yetiştirilen insanlar için ailenin, din ahlakının, namus ve şerefin bir önemi kalmamakta, bu insanlar her türlü sapkın ideoloji ve akımın peşinden gidebilmektedirler.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Mehdiyet güneş gibidir, insanlar ısınır ama kaynağını bilmezler

Mehdiyet güneşi, insanları nasıl aydınlatacaktır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu konudaki hadisleri nelerdir?
Sayın Adnan Oktar Mehdiyet'in güneşe benzemesini nasıl açıklamaktadır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v) pek çok hadisinde, Hz. Mehdi (a.s.)'ın açık zuhuru öncesinde toplumsal bakımdan bozulmaların ve büyük olayların olacağını bildirmiştir. Hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren bu alametler, sırayla ortaya çıkmaya başlamıştır. Allah’ın açıkça inkar edildiği (Allah’ı tenzih ederiz), büyük şehirlerin savaşlar ve doğal afetlerle yok olduğu, depremlerin, kasırgaların ve doğal afetlerin arttığı, fakirlerin çoğaldığı, ahlaki çöküşün yaşandığı, Hak dinin ve Kuran ahlakının terk edildiği, dünyanın her yerini karışıklık, kargaşa, anarşi ve şiddetin kapladığı, kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşandığı, Müslümanlara baskının arttığı, mescid ve camilerin yıkıldığı, haramların helal sayıldığı kısacası huzursuzluk ve güvensizliğin yoğun olarak yaşandığı bu dönem Hz. Mehdi (a.s.)’ın faaliyetlerine başlaması ile teker teker son bulacaktır.
Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın kendisini insanlardan gizli tuttuğu, insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu bilmediği zamanlarda bile ilmi, samimiyeti, güzel ahlakı ve Allah’a olan derin bağlılığı ile insanları aydınlatacak, onların kalplerini Allah’a ve Kuran ahlakına ısındıracaktır.

Hz. Mehdi (a.s.) insanların Cenneti kazanmalarına vesile olacaktır

Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerindeki bilgilere göre Yüce Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için ‘Mehdi’, diğer bir ifadeyle ‘doğruya götüren’ sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır.
Hz. Mehdi (a.s.), Allah’ın izniyle, insanlığın içerisinde bulunduğu tüm bu karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal sıkıntılara çözüm getirecektir. Tüm yeryüzüne mutluluk, huzur, barış ve güzel ahlak hakim olurken Hz. Mehdi (a.s.) İslamiyet’i tüm   bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını sağlayacak ve Allah’ın izniyle pek çok insanın cenneti kazanmasına vesile olacaktır.

Demokrasinin gerçek kaynağı Allah'ın elçileri olan Peygamberlerdir

İnsan hayatının çok önemli bir parçası olan ve hayat kalitesini yükselten özgürlük, ancak demokrasi anlayışının egemen olması ile mümkündür. Çünkü demokrasi, tüm insanların sosyal adalet, eşitlik, hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Demokrasi peygamberler vesilesiyle Yüce Allah’ın  kullarına Hak Kitaplarda  vahyettiği bir nimettir. Tüm Hak Kitaplarda özgürlük, sevgi, merhamet, adalet, herkesin özgürce yaşayacağı, özgürce fikirlerini anlatacağı barış içinde yaşanan bir ortam emredilmiştir. Bu nedenle demokrasinin ilk geliştiği yer olarak kabul edilen eski Yunan toprakları veya günümüzde demokrasinin merkezi kabul edilen Avrupa ülkeleri demokrasiyi Hak dinlerden öğrenmişlerdir. Ancak demokrasinin en gelişmiş şekli İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması ile yaşanacaktır.

İslam ahlakını tanımayan veya İslam hakkında yeni bilgi edinen kimi insanlar İslam’ı yanlış kaynaklardan öğrendikleri için yanlış önyargı ve kanaate sahip olabilirler. Bu insanlar, hiçbir doğruluğu olmadığı halde, İslam’ın yaşam alanlarını kısıtlayacağını, özgürlüklerini engelleyeceğini, düşüncelerini kontrol altına alacağını, sanatı ve bilimi sınırlandıracağı yanılgısına kapılırlar. Oysa İslam insanlara düşünce, ibadet ve ifade özgürlüğü sağlayan, onların her türlü hakkını koruma altına alan ve insanlara gerçek özgürlüğü sunan bir dindir. Nitekim Kuran’da bildirilen, “Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: “Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” (Yunus Suresi, 41) ayeti Yüce Allah’ın kullarına demokrasiyi emrettiği ayetlerden biridir. Bu ayette kimseye baskı ve zorlama yapılmaması herkesin fikir ve inanç özgürlüğüne sahip olmasının önemi çok açık olarak bildirilmiştir.
Demokrasinin Her Şartı Ancak İslam Ahlakının Yaşanmasıyla Uygulanabilir
1-SOSYAL ADALET: Yüce Allah Sosyal Adaleti ve Paylaşımı Emreder

Türkiye'nin Üniter Yapısı Asla Bölünemez Biz Tek Bir Milletiz Birliğimiz, Beraberliğimiz Esastır

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üniter bir devlettir; yani kendi bünyesinde farklı kanunların geçerli olduğu farklı yönetim bölgeleri yoktur. “Federatif” yapılar yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisi tüm Türkiye topraklarını kapsar ve her Türk vatandaşı bu topraklar üzerinde eşit muamele görür. Söz konusu üniter devlet yapısı, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün ve iç huzurunun en büyük teminatıdır.
Vatanın bütünlüğü; devletin fiziki yapısını meydana getiren ulusun birliğini, bütünlüğünü ve bölünmezliğini ifade eder. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün tanımladığı ve bu nedenle de “Atatürk milliyetçiliği” olarak anılan bu milliyetçilik anlayışının en önemli özelliği, kültür temeline dayanmasıdır. Etnik kökeni, dini, dili her ne olursa olsun, kendisini “Türk” olarak tanımlayan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır. Türk kültürünü paylaşan, kendisini Türk Milleti’nin bir ferdi addeden herkes, kökeni ne olursa olsun, Türk’tür ve Türkiye vatandaşıdır.
Atatürk’ün temel düşüncesini hedef alan Türkiye Cumhuriyeti  hiçbir zaman vatanı milletten ayrı düşünmemiştir. Bu nedenle milletin üzerinde yaşadığı vatan, bir bütündür, kutsaldır. Atatürk vatanın bağımsızlığı ve bölünmezliği ilkesini, Amasya Genelgesi’nde “Ya istiklal ya ölüm”, Erzurum Kongresi’nde, “milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür” şeklinde ifade etmiştir. Bu görüş Sivas Kongresi’nde de aynen kabul edilerek, Misak-ı Milli ile milletçe uygulanan bir politika halini almıştır. Misak-ı Milli ve Kuva-yi Milliye ruhu ile Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, hem siyasi yapılanma hem de insan unsuru bakımından (üniter) devlet temel niteliğiyle oluşturulmuştur.