2 Ağustos 2011 Salı

Müminler nelere dua ederler?

Allah’ın dünyada da ahirette iyilik vermesi için: 
"Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik, ve bizi ateşin azabından koru" der. " (Bakara Suresi, 201) 
Maruf Ne Demektir?

İyilik, ihsan. Güzel gelenek. İslam ahlakında uygun görülen, yönlendirilen ve istenilen biçim.

Müslüman Nasıl Konuşmalıdır?

Hikmetli Konuşmak
Hikmetli konuşmak, bir insanın olabilecek en doğru, en faydalı ve en yerinde konuşmayı yapabilmesidir. Ancak hikmetli konuşmanın herhangi bir kuralı yoktur ve kişinin zeka seviyesiyle, kültür düzeyiyle, tahsil durumuyla ya da teknik bilgisiyle herhangi bir bağlantısı yoktur. 
Hikmet sahibi bir kimse konuşmalarında kendisini karşı tarafa beğendirme amacı taşımaz. Kendisine nutku verip konuşturacak olanın Allah olduğunu bilerek Allah'a sığınır ve sadece O'nun rızasını kazanmayı hedefleyerek konuşur. Her an olduğu gibi konuşurken de insanların değil Allah'ın huzurunda bulunduğunu ve konuşmasının ancak O'nun dilemesiyle etkili olacağının şuurundadır. Sözlerinin etkili ve hikmetli olması için Allah'a dua eder. Bu samimiyete karşılık, vicdanı insana söylenmesi gereken en güzel sözleri ilham eder. Bir ayette hikmetli konuşmanın önemi şöyle bildirilmiştir: 
"Kime dilerse hikmet ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir… " (Bakara Suresi, 269) 
İbadette Kararlı Olmak 
"Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun? " (Meryem Suresi, 65) 

Dünyadaki Sırlar, Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Ortaya Çıkacaktır

Asr-ı Saadet döneminden bu yana İslam   aleminde iman eden insanların asırlardır özlemini duydukları  Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde belirtildiği gibi içerisinde bulunduğumuz yüzyılda, -Hicri 1400’lerde– Allah’ın izniyle zuhur etmiştir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiği zaman hemen tanınmayacak uzun bir gaybet (insanların arasında olmadığı, tanınıp bilinmediği, hapis, sürgün, iftira, işkence ve zulüm gördüğü) döneminin ardından Yüce Allah’ın  kendisi için belirlediği zaman geldiğinde insanlar tarafından bilinip tanınacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) peygamberlerden günümüze gelmiş olan çeşitli nişanelerle zuhur edecektir. Nişaneler bu kutlu şahsın tanınmasına vesile olacak işaretlerden biridir. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s.) görevinin başına geldiği zaman teknolojiyi akılcı yöntemlerle kullandırarak dünyadaki pek çok tarihi eserin sırlarının ortaya çıkmasına da vesile olacaktır.
  • Peygamberlere ait bu nişaneler nelerdir? 
  • Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında bu konuyu nasıl anlatmıştır?

Teröre Karşı Kesin Çözüm; ANTİ-KOMÜNİST İLMİ Çalışma Yapılmasıdır

Bugün yeryüzünde en büyük fitne kaynağı materyalizm ve materyalizmden türeyen çeşitli ideoloji ve akımlardır. Tüm bu akımların hepsinin sözde bilimsel çıkış ve dayanak noktası ise Darwinizmdir. Darwinizm, komünizm, materyalizm, şiddet ve terör birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür. İnsanları isyana, kavgaya, başıbozukluğa, sevgisizliğe, bencilliğe ve ahlaksızlığa yönelten Darwinizm yok edilmeden terörün önlenmesi, insanlar arasında dostluk ve kardeşliğin tesis edilmesi mümkün değildir. İnsanı insan yapan değerlerden uzaklaştırılan, hayatın mücadeleden ibaret olduğu yönündeki Darwinist yalanlarla yetiştirilen insanlar için ailenin, din ahlakının, namus ve şerefin bir önemi kalmamakta, bu insanlar her türlü sapkın ideoloji ve akımın peşinden gidebilmektedirler.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Mehdiyet güneş gibidir, insanlar ısınır ama kaynağını bilmezler

Mehdiyet güneşi, insanları nasıl aydınlatacaktır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu konudaki hadisleri nelerdir?
Sayın Adnan Oktar Mehdiyet'in güneşe benzemesini nasıl açıklamaktadır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v) pek çok hadisinde, Hz. Mehdi (a.s.)'ın açık zuhuru öncesinde toplumsal bakımdan bozulmaların ve büyük olayların olacağını bildirmiştir. Hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren bu alametler, sırayla ortaya çıkmaya başlamıştır. Allah’ın açıkça inkar edildiği (Allah’ı tenzih ederiz), büyük şehirlerin savaşlar ve doğal afetlerle yok olduğu, depremlerin, kasırgaların ve doğal afetlerin arttığı, fakirlerin çoğaldığı, ahlaki çöküşün yaşandığı, Hak dinin ve Kuran ahlakının terk edildiği, dünyanın her yerini karışıklık, kargaşa, anarşi ve şiddetin kapladığı, kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşandığı, Müslümanlara baskının arttığı, mescid ve camilerin yıkıldığı, haramların helal sayıldığı kısacası huzursuzluk ve güvensizliğin yoğun olarak yaşandığı bu dönem Hz. Mehdi (a.s.)’ın faaliyetlerine başlaması ile teker teker son bulacaktır.
Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın kendisini insanlardan gizli tuttuğu, insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu bilmediği zamanlarda bile ilmi, samimiyeti, güzel ahlakı ve Allah’a olan derin bağlılığı ile insanları aydınlatacak, onların kalplerini Allah’a ve Kuran ahlakına ısındıracaktır.

Hz. Mehdi (a.s.) insanların Cenneti kazanmalarına vesile olacaktır

Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerindeki bilgilere göre Yüce Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek için ‘Mehdi’, diğer bir ifadeyle ‘doğruya götüren’ sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır.
Hz. Mehdi (a.s.), Allah’ın izniyle, insanlığın içerisinde bulunduğu tüm bu karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal sıkıntılara çözüm getirecektir. Tüm yeryüzüne mutluluk, huzur, barış ve güzel ahlak hakim olurken Hz. Mehdi (a.s.) İslamiyet’i tüm   bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını sağlayacak ve Allah’ın izniyle pek çok insanın cenneti kazanmasına vesile olacaktır.

Demokrasinin gerçek kaynağı Allah'ın elçileri olan Peygamberlerdir

İnsan hayatının çok önemli bir parçası olan ve hayat kalitesini yükselten özgürlük, ancak demokrasi anlayışının egemen olması ile mümkündür. Çünkü demokrasi, tüm insanların sosyal adalet, eşitlik, hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Demokrasi peygamberler vesilesiyle Yüce Allah’ın  kullarına Hak Kitaplarda  vahyettiği bir nimettir. Tüm Hak Kitaplarda özgürlük, sevgi, merhamet, adalet, herkesin özgürce yaşayacağı, özgürce fikirlerini anlatacağı barış içinde yaşanan bir ortam emredilmiştir. Bu nedenle demokrasinin ilk geliştiği yer olarak kabul edilen eski Yunan toprakları veya günümüzde demokrasinin merkezi kabul edilen Avrupa ülkeleri demokrasiyi Hak dinlerden öğrenmişlerdir. Ancak demokrasinin en gelişmiş şekli İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması ile yaşanacaktır.

İslam ahlakını tanımayan veya İslam hakkında yeni bilgi edinen kimi insanlar İslam’ı yanlış kaynaklardan öğrendikleri için yanlış önyargı ve kanaate sahip olabilirler. Bu insanlar, hiçbir doğruluğu olmadığı halde, İslam’ın yaşam alanlarını kısıtlayacağını, özgürlüklerini engelleyeceğini, düşüncelerini kontrol altına alacağını, sanatı ve bilimi sınırlandıracağı yanılgısına kapılırlar. Oysa İslam insanlara düşünce, ibadet ve ifade özgürlüğü sağlayan, onların her türlü hakkını koruma altına alan ve insanlara gerçek özgürlüğü sunan bir dindir. Nitekim Kuran’da bildirilen, “Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: “Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” (Yunus Suresi, 41) ayeti Yüce Allah’ın kullarına demokrasiyi emrettiği ayetlerden biridir. Bu ayette kimseye baskı ve zorlama yapılmaması herkesin fikir ve inanç özgürlüğüne sahip olmasının önemi çok açık olarak bildirilmiştir.
Demokrasinin Her Şartı Ancak İslam Ahlakının Yaşanmasıyla Uygulanabilir
1-SOSYAL ADALET: Yüce Allah Sosyal Adaleti ve Paylaşımı Emreder

Türkiye'nin Üniter Yapısı Asla Bölünemez Biz Tek Bir Milletiz Birliğimiz, Beraberliğimiz Esastır

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üniter bir devlettir; yani kendi bünyesinde farklı kanunların geçerli olduğu farklı yönetim bölgeleri yoktur. “Federatif” yapılar yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkisi tüm Türkiye topraklarını kapsar ve her Türk vatandaşı bu topraklar üzerinde eşit muamele görür. Söz konusu üniter devlet yapısı, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün ve iç huzurunun en büyük teminatıdır.
Vatanın bütünlüğü; devletin fiziki yapısını meydana getiren ulusun birliğini, bütünlüğünü ve bölünmezliğini ifade eder. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün tanımladığı ve bu nedenle de “Atatürk milliyetçiliği” olarak anılan bu milliyetçilik anlayışının en önemli özelliği, kültür temeline dayanmasıdır. Etnik kökeni, dini, dili her ne olursa olsun, kendisini “Türk” olarak tanımlayan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır. Türk kültürünü paylaşan, kendisini Türk Milleti’nin bir ferdi addeden herkes, kökeni ne olursa olsun, Türk’tür ve Türkiye vatandaşıdır.
Atatürk’ün temel düşüncesini hedef alan Türkiye Cumhuriyeti  hiçbir zaman vatanı milletten ayrı düşünmemiştir. Bu nedenle milletin üzerinde yaşadığı vatan, bir bütündür, kutsaldır. Atatürk vatanın bağımsızlığı ve bölünmezliği ilkesini, Amasya Genelgesi’nde “Ya istiklal ya ölüm”, Erzurum Kongresi’nde, “milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür” şeklinde ifade etmiştir. Bu görüş Sivas Kongresi’nde de aynen kabul edilerek, Misak-ı Milli ile milletçe uygulanan bir politika halini almıştır. Misak-ı Milli ve Kuva-yi Milliye ruhu ile Atatürk’ün liderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, hem siyasi yapılanma hem de insan unsuru bakımından (üniter) devlet temel niteliğiyle oluşturulmuştur.