9 Ağustos 2011 Salı

Bahreyn, Yemen ve diğer İslam ülkelerinde yaşanan gelişmeler mezhepler arası bir çatışmaya dönüşmemelidir

olaylar, tüm Müslümanların üzerinde önemle düşünmesi gereken olağanüstü gelişmelerdir. Anti demokratik yönetimlerin baskısı altında ezilen, gelir dağılımındaki eşitsizlik nedeniyle fakirlik ve yokluk içinde yaşayan, dinlerini özgürce yaşaması engellenen Müslümanlar, onlarca yıldır süregelen baskılara karşı tepkilerini ortaya koymuş, Tunus ve Mısır'da yönetim değişikliğine vesile olmuşlardır. Müslümanların üzerindeki baskıların kalkması ve demokratikleşme yolunda gelişmeler olması elbette sevindiricidir. Ancak bunlar ümit edilen huzurun, güvenin ve refahın gelmesi için yeterli değildir. Pek çok İslam ülkesinde onlarca yıldır devam eden zulmün yerini gerçek özgürlüğe, barışa ve güvene bırakabilmesi için mutlaka Allah'ın Kuran'da bildirdiği ve Peygamberimiz (sav)'in gösterdiği yolun izlenmesi şarttır.
Peygamberimiz (sav) birbirini takip eden olaylar yaşanacağını haber vermiştir
Peygamberimiz (sav), ahir zamanda yaşanacak olayları kapsamlı şekilde anlatarak, ümmetini bu önemli döneme karşı uyarmış ve hazırlamıştır. Bu dönemde yaşanacak olayların hepsini bir bir haber veren Resulullah (sav), bu olaylarla karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini de Müslümanlara bildirmiştir.

Cübbeli Ahmet'in Arifan Dergisindeki Hz. Mehdi (a.s.) gelmedi iddiasına cevap PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN AHİR ZAMANLA İLGİLİ HABER VERDİĞİ OLAYLARIN HEPSİ GERÇEKLEŞMİŞTİR

Allah Peygamberimiz (sav)'e çok sayıda mucize lütfetmiş, bu mucizeleri bir çok insanın imanının güçlenmesine vesile kılmıştır. Tüm Müslümanlar için bu mucizeler, şevkle ve coşkuyla anlatılması gereken birer güzellik ve nimettir.
Peygamberimiz (sav)'in yaşadığı süre içinde Allah'ın lütfuyla gösterdiği mucizelerin yanı sıra, vefatının ardından da gerçekleşen mucizeleri  vardır. Bunlar Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e vahiyle bildirdiği gayb haberleridir ve bunların büyük bir kısmı ahir zamana dair haberlerdir. Allah, Peygamberimiz (sav)'e adeta bir tablo gibi ahir zamanda olacak olayları teker teker göstermiş, hangi olayın ardından nasıl gelişmeler olacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların ahir zamanda olduklarını anlayıp bilmeleri için hayret uyandıracak şekilde detaylı olarak tüm olayları sahabeye anlatmıştır.Bu alametlerin gerçekleştiğini gördüğümüzde, Hz. Mehdi (as)'ın zuhur ettiğini anlamamızı istemiştir. 1400 yıldır tüm İslam alemi Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği bu alametlerin gerçekleşmesini heyecanla gözlemiş, her devirde Hz. Mehdi (as)'ı şevkle beklemiştir.
İslam aleminin 1400 yıldır beklediği bu alametler Hicri 1400'e girilmesiyle birlikte, adeta bir tespihte dizili tanelerin ardı ardına gelmesi gibi, tam Resulullah (sav)'in tarif ettiği şekilde birbirini takiben gerçekleşmeye başlamıştır. Şüphesiz bu çok heyecan verici, hayranlık uyandırıcı güzel bir gelişmedir. Peygamberimiz (sav)'in mucizelerin gerçekleştiğini görmek, Allah'ın tüm peygamberlerin suhuflarında bildirdiği mübarek bir kul olan Hz. Mehdi (as) döneminde olmak, Allah'ın izniyle Hz. İsa (as)'ın inişine ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim oluşuna şahitlik edecek olmak Allah'ın bu devrin Müslümanlarına lütfettiği çok büyük, çok değerli, çok kıymetli bir nimettir.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Cübbeli Ahmet'in Arifan Dergisindeki yanılgısına cevap 2 PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ HABER VERDİĞİ BAZI OLAYLAR, HZ. MEHDİ (AS)'IN HURUCU SIRASINDA VE SONRASINDA GERÇEKLEŞECEKTİR

Tüm sahih hadis kitaplarında ve Ehli Sünnet kaynaklarında anlatıldığı, bütün İslam alimlerinin bildiği, konuyla ilgili hadisleri okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği üzere, ahir zamanla ilgili hadisler sadece bir dönemi anlatmaz. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı öncesinde gelişecek olaylardan başlamak üzere, Hz. Mehdi (as)'ın hayatı, cemaati, cemaatinden çıkacak münafıklar, bu münafıkların saldırıları, Hz. Mehdi (as)'a karşı mücadele edecek İstanbul'dan çıkan bir yobaz, bu yobazın özellikleri, deccaliyet, süfyaniyet, Hz. Mehdi (as)'ın karşılaşacağı zorluklar, ilmi mücadelesi, bu mücadelesi sonrasında İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, İslam ahlakının hakimiyeti döneminde yaşanacak asrı saadet benzeri muhteşem dönem gibi uzun bir süreç kapsamlı olarak anlatılır. Bu süreç Hicri 1400 itibariyle başlamıştır, bugüne kadar Peygamberimiz (sav)'in anlattığı yüzlerce olay gerçekleşmiştir, bundan sonra da inşaAllah diğer tüm anlattıkları birer birer gerçekleşecektir.
Dolayısıyla Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)'ın hurucu öncesi gelişmeleri anlattığı gibi hurucu sırasında ve sonrasında yaşanacak olayları da anlatmıştır. Buna göre, Hz. Mehdi (as) asla Mehdilik iddiasında olmayacak ancak insanların ısrarları ve zorlamalarıyla, Müslümanların içinde bulundukları durumdan kurtulmaları için, onların manevi liderliğini üstlenecektir.
 

Sayın Adnan Oktar Hz. Mehdi (a.s.)'ın Yüce Allah'ın Seçtiği Manevi Bir Lider Olacağını Anlatıyor

Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında Müslümanların bir liderinin olmasının neden çok önemli olduğunu ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın tüm İslam alemi için adaletli ve güvenilir, manevi bir lider olacağını Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerinden örnekler vererek açıklamıştır.
Yüce Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’ı Zatı’nın seçeceğini Peygamber Efendimiz (s.a.v.)‘e bildirmiştir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz de bunun üzerine Hz. Mehdi (a.s.) için “Halifetullah”tır, (Allah’ın seçtiği lider) buyurmuştur. Müslümanların manevi lideri olan Hz. Mehdi (a.s.) nefsani bir arzu ile lider olmayı istemeyecektir. Allah’ın ilhamıyla hareket ederek bu,  ağır ve zorluklarla dolu görevi doğal olarak üstlenecektir.
Ebu Said, Abdurrahman b. Semüre (r.a.) den: Günün birinde Resulullah Efendimiz (s.a.v.) bana hitaben şöyle buyurdu: 
“Ey Abdurrahman, memuriyet isteme; çünkü KENDİN İSTEMEDEN MEMURİYETE TAYİN OLUNURSAN ALLAH’TAN YARDIM GÖRÜRSÜN.
Eğer kendi arzunla tayin olunursan o vazife ile başbaşa bırakılırsın.”  (Buhari ve Müslim’den Riyazü-s-Salihin, 2/89) 

Evrimin çıkmazlarından evrende var olan bilgi

Evrende, hangi sistemi veya hangi canlıyı inceleseniz, kusursuz bir tasarım ve muhteşem bir sanat ve planla karşılaşırsınız. Hücrenin çekirdeğinde yer alan DNA'dan, Güneş Sistemi'nde yer alan gezegenlerin dizilimine kadar herşeyde muazzam bir organizasyon ve hesap vardır. Her varlığın ve her sistemin çok üstün bir Akıl ve çok büyük bir bilgi ile var edildiği son derece açıktır. Bu ise, herşeyin rastlantılar sonucunda oluştuğunu ve sadece maddeden ibaret olduğunu iddia eden evrim teorisini ve materyalizmi açıkça çökerten bir gerçektir. Evrim teorisi ve materyalizm bu kusursuz düzen ve tasarımı rastlantılarla açıklayamazken, açıklayamadığı önemli bir konu da evrende var olan bilgidir.

Canlılığın yapıtaşı olan hücreyi ele alalım. Hücre gibi büyük çapta organize hareket gösteren, yüksek ve karmaşık yapılı bir sistemi tarif edilmek için çok fazla bilgiye ihtiyacı vardır. Bu açıklamayı şöyle bir örnekle daha anlaşılır hale getirebiliriz. Bilindiği gibi, her canlı hücresinde, o canlı ile ilgili tüm bilgilerin bulunduğu DNA olarak adlandırılan bir bilgi bankası bulunmaktadır. Yüksek organizmaların sahip oldukları bilgi, yaklaşık bir milyar bit'tir ve bu da bin ciltlik küçük bir kütüphanedeki harflerin dizilişine denktir. Benzer şekilde, insan beynindeki bilgi içeriği bitlerle ifade edildiğinde 1014 bit'tirki, bu da 20 milyon ciltlik ansiklopediyi doldurur.Peki bu milyonlarca ciltlik ansiklopediyi dolduracak kadar büyük miktardaki bilginin kaynağı nedir? Evrim teorisi hayatın basit bir formdan evrimleştiğini iddia eder, ancak öncelikle cevaplaması gereken hayatın bilgisinin nasıl meydana geldiğidir? Ama evrim teorisi bu soruya kesinlikle tutarlı bir cevap verememektedir.

Hz. Mehdi (a.s.)'a Yobazların Gösterdiği Tepkinin Nedeni Hz. Mehdi (a.s.)'ın İslam'ın Sevgi ve Özgürlük Dolu Anlayışını Savunmasıdır

Ahir zamanın kutlu şahsı Hz. Mehdi  (a.s.)’ın çeşitli     hurafeler, batıl inanç ve uygulamalara sahip olan yobaz çevrelerle de zorlu bir mücadelesinin olacağı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşılmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.) yobaz çevrelerin tüm tepkilerine rağmen sevgi ve şefkat anlayışıyla insanların hidayetine vesile olacak, aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek, Hz. İsa (a.s.) ile buluşacak, Allah’ın izniyle hak din olan İslam ahlakını yeryüzüne yerleşik kılacaktır.